Fantezi Futbol Fırtınası

Tüm erkeklerin ortak olarak yegane uzmanlık konusu olan futbol konusunda son zamanlarda haber kanallarının internet siteleri vasıtasıyla bir meydan okuma yarışı almış başını gidiyor.Söz artık icraatın ilkesinden yola çıkan fantezi futbol oyunları ile kendi takımınızı kuruyor, çeşitli kurallara göre takımınız kazandıkça puan alıyorsunuz, sıralamaya da girerseniz alemde karizmanız tavan yapıyor.

Bunları bir araya getireyim de bizim de camiaya bir katkımız olsun. Gerçi isminin başına 'Fantezi' ibaresi konularak bu ciddi! iş sulandırılmış ama yine de artık rakamların konuşması açısından olumlu bir gelişme olarak kabul edebiliriz bu olayı.

Milliyet Fantezi Futbol: http://futbol.milliyet.com.tr/Default.aspx
Cnn Turk Fantezi Futbol: http://fantezifutbol.cnnturk.com.tr/Site/Default.aspx
Ntvmsnbc Fantezi Futbol: http://fantezifutbol.ntvmsnbc.com/Default.asp
Fanatikligi: http://www.fanatikligi.com

İşte Gerçek

Yıllardır söyelenip durulan ama havada kalan, erkeklerin öteden beri iman ettiği kadınların sallamadığı gerçek artık bilimsel olarak da kanıtlandı.

Kadın psikiyatr Luan Brizendine, “The Female Mind” (Kadın Zihni) adlı kitabında, kadınların ayrıca daha hızlı konuştuklarını, konuşmak için daha çok beyin hücresi kullandıklarını yazıyor.

Yazar, kadınların erkeklerden daha konuşkan olmasının nedenini, kadın ve erkek beyinlerindeki kalıtsal farklılıklara bağlıyor. Brizendine, bu farklılığın, erkeklik hormonu testosteronun gelişmekte olan erkek beynini biçimlendirdiği ana karnına dayandığını belirtiyor.

Bununla birlikte, erkeklerin bu özelliğinin yararı da yok değil. Yazar, testosteronun beynin duymayla ilgili bölümünü de küçülttüğünü, bunun da erkekleri eşlerinin sözlerine “sağır” kıldığını savunuyor.Erkek beyninde konuşma ve duygusal alandaki bu zayıflık bir yana, iş cinselliğe gelince erkek beyni kadınlardan daha iyi çalışıyor.

Dr. Brizendine, erkek beyninin cinsellikle ilgili bölümünün kadınlarınkinin iki katı fazla büyük olduğunu yazdı. Araştırmasını klinik çalışmalarına ve konuyla ilgili yapılmış binden fazla bilimsel çalışmanın analizine dayandıran

Dr. Brizendine, kısaca şu sonuca vardı: “Uniseks beyin diye bir şey yoktur...”

Behçet Necatigil

Bloga google'dan arama yaparak ulaşanların çoğunun, daha önce yazdığım Behçet Necatigil'in Sevgilerde isimli şiirini ararken ağıma:) düştüklerini görüyorum.
Blog sahibi olarak bu talepleri görmezden gelemezdim. Necatigil hakkında ailesi tarafından hazırlanmış güzel bir internet sitesi var. En azından bu siteye link vererek aramaların derinleşmesini sağlayabilirim diye düşündüm.
Bir de Bilkent Üniversitesi'nde yazılmış bir tez var, ona da şuradan ulaşabilirsiniz.

Dünyayı kurtarmaya çalışan 100 kişi

Enteresan bir sıralama olmuş, dünyanın doğu kesiminden hiç kimsenin ilk 15'te yer almaması gerçekten çok ilginç.
Bilim adamları, yazarlar, kampanya organizatörleri ve ekonomistlerin ağırlıkla yer aldığı, “gelmiş geçmiş en çok çaba harcayan 100 çevreci” listesinin ilk sırasında, 1962’de yazdığı “Sessiz Bahar” adlı kitapla, birçok kişi tarafından modern çevrecilik hareketini başlattığına inanılan ABD’li bilim adamı Rachel Carson gösterildi.
Carson, halen popüler olan kitabında, tarım ilaçlarının öldürücü etkisine dikkati çekmiş ve birçok kişinin çevrecilik konusunda bilinçlenmesine yardım etmişti. Listenin ikinci sırasında ise Almanya doğumlu ekonomist E.F. Schumacher yer aldı. Schumacher, ekonomik ve teknolojik uygulamaların, insan ile tabiat üzerindeki zararlarını vurguladığı kitaplarıyla çevre bilimciliğe katkıda bulunmuştu.Üçüncü sırada Güçlendirilebilir Kalkınma Komisyonu Başkanı Jonathan Porritt, dördüncü sırada İngilizlerin dünyaca ünlü doğa belgeseli yapımcısı Sir David Attenborough, beşinci sırada ise “Küresel ısınmayı durdurmanın tek yolu nükleer enerji” sözünün ve Gaia teorisinin sahibi İngiliz biyolog James Lovelock yer aldı.
Listenin en ilgi çekici isimlerinden biri, ABD’de başkan yardımcılığı görevini bıraktıktan sonra belgesel yapımcılığı yapan Al Gore oldu. Gore, listenin 9. sırasında gösterildi. Listenin ilk 15 sırasında yer alan isimler şöyle oldu;
1-Rachel Carson (Sessiz Bahar kitabının yazarı)
2-E.F. Schumacher (Ekonomist)
3-Jonathan Porritt (Hükümet danışmanı)
4-David Attenborough (Belgesel yapımcısı)
5-James Lovelock (Biyolog)
6-Wangari Maathai (2004 yılı Nobel barış ödülü sahibi Kenyalı çevreci)
7-Galler Prensi Charles Windsor
8-William Morris (Yazar)
9-Al Gore (politikacı)
10-Gro PHarlem Brunrtland (Eski Norveç Başbakanı)
11-Richard Sandbrook (Kampanya organizatörü)
12-Amory Lovins (Amerikalı yeşilci)
13-Vandana Şiva (Kampanya organizatörü)
14- Ansel Adams (Fotoğrafçı)
15- Fritjof Capra (Avusturyalı fizikçi)

Yalnızlıkların Pişmanlığı

İnsan, son olarak en büyük pişmanlığıyla başbaşa kalır. Her şeyin bittiği yerde, en yalnız olduğunuzda, hiçbir düşüncenin beyninizi esir almadığı noktada kocaman bir pişmanlık sizi bekler. Belki hayattaki mutluluğunuzun kalitesini de bu yalnızlığın büyüklüğü( yani küçüklüğü ) belirler.
Söylenmeyen bir söz- söylenen bir söz, yapılmayan bir hareket ya da yapılan bir hareket, atılması gereken bir adım ya da yersiz bir teşebbüs. Bazen sebebini bile unuttuğunuz kırgınlıklar.
Sinsi bir hastalığın ortaya çıkmak için en bünyenizin en zayıf anını kollaması gibi bu da en yalnız, en dokunulabilir anınızı bulur ve içinize hüznünü bırakır gider.
MURAT !!! Benim en yalnız anımın pişmanlığı. Uzanamayan bir barış eli, hoşçakal denmeyen bir yolculuk, dönülmeyen bir yarı yıl tatili ve asla gözümün önünden gitmeyen gülümsemesi. Keşke uzatabilseydim elimi, güle güle git güle güle gel diyebilseydim. Belki gelirdi o zaman.