4. Sayfa
Gazete müptelaları bilir ki gazetelerin sayfa numaraları belli konulara ayrılmıştır. Örneğin 3. sayfa cinayet haberleri, 2. sayfa dedikodu haberleri, en arka sayfa ise son sayfa güzelinin sayfasıdır. 4. sayfaya da ben isim babası olmak isterim. Bundan sonra gazetelerin 4. sayfalarının unvanı olarak ‘aşağılık komplekslerimizin tatmini sayfası’nın kullanılmasını öneriyorum.
Bilmem hangi Uluslararası şirketin CEO’su der ki: ‘ Türkiye en büyük stratejik ortağımız.’ Avrupa ülkelerinden birinin tanınmış parlamenterlerinden biri buyurur: ‘ Türkiye Avrupa Birliği’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye’siz AB düşünülemez.’ Dev otomotiv firmasının yetkilisi açıklar: ‘ Türkiye yeni üretim üssümüz.’
Dördüncü sayfa, bunlara benzer hikmeti sual olunmaz insanların verdikleri ara gazlarından oluşmakta. ‘Öteki’lerin temelsiz iltifatları acaba bizi neden bu kadar mutlu ediyor anlamakta zorlanıyorum. Niye kendi değerimizi, yabancıların bakış açılarındaki küçük iyi niyet kırıntıları ile tanımlıyoruz? Bana kalırsa bunun nedeni kendimizle ilgili yaşadığımız güven bunalımı. Daha küçültülmüş bir ölçekte, bireyler olarak bile kendimizi, hayatın içinde doğru yere oturtmakta zorlanırken, ferdi olduğumuz ülkeye, topluma şu yuvarlanmış(global) dünyada kendi düşüncemizle bir yer bulmak imkansızlaşıyor.
Bu imkansızlık da çoğumuzun tanımadığı, ama öteki olduğu için saygı duymak zorunda olduğu insanların övgü! dolu sözleriyle aşılmaya çalışılıyor. Her türlü olumsuzlukla boğuşmak zorunda olan insanların ağzına bir parmak bal çalınıyor.
Ben artık dördüncü sayfaları hiç okumadan geçiyorum. İkiyi ve üçü daha önce silmiştim zaten. Giderek gazete okuma zamanın azalıyor anlaşılan. Belki buradan kazanacağım zamanı daha faydalı uğraşlara yöneltirim. Ne biliyim belki sabahları yayınlanan kadın programlarını falan seyrederim. Ne de olsa kendi değerimizi bu tanımadığımız amcalardan daha iyi yansıtıyorlar!
Bilmem hangi Uluslararası şirketin CEO’su der ki: ‘ Türkiye en büyük stratejik ortağımız.’ Avrupa ülkelerinden birinin tanınmış parlamenterlerinden biri buyurur: ‘ Türkiye Avrupa Birliği’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye’siz AB düşünülemez.’ Dev otomotiv firmasının yetkilisi açıklar: ‘ Türkiye yeni üretim üssümüz.’
Dördüncü sayfa, bunlara benzer hikmeti sual olunmaz insanların verdikleri ara gazlarından oluşmakta. ‘Öteki’lerin temelsiz iltifatları acaba bizi neden bu kadar mutlu ediyor anlamakta zorlanıyorum. Niye kendi değerimizi, yabancıların bakış açılarındaki küçük iyi niyet kırıntıları ile tanımlıyoruz? Bana kalırsa bunun nedeni kendimizle ilgili yaşadığımız güven bunalımı. Daha küçültülmüş bir ölçekte, bireyler olarak bile kendimizi, hayatın içinde doğru yere oturtmakta zorlanırken, ferdi olduğumuz ülkeye, topluma şu yuvarlanmış(global) dünyada kendi düşüncemizle bir yer bulmak imkansızlaşıyor.
Bu imkansızlık da çoğumuzun tanımadığı, ama öteki olduğu için saygı duymak zorunda olduğu insanların övgü! dolu sözleriyle aşılmaya çalışılıyor. Her türlü olumsuzlukla boğuşmak zorunda olan insanların ağzına bir parmak bal çalınıyor.
Ben artık dördüncü sayfaları hiç okumadan geçiyorum. İkiyi ve üçü daha önce silmiştim zaten. Giderek gazete okuma zamanın azalıyor anlaşılan. Belki buradan kazanacağım zamanı daha faydalı uğraşlara yöneltirim. Ne biliyim belki sabahları yayınlanan kadın programlarını falan seyrederim. Ne de olsa kendi değerimizi bu tanımadığımız amcalardan daha iyi yansıtıyorlar!