RENKLİDEFTER

Yeni bir platformda yazmaya başladım. RENKLİDEFTER Kişisel günlükten ziyade kültürel denemelerden oluşan bu sitede ilk yazımı tarihin en eski kitaplarından biri olan I Ching hakkında yazdım. Uzakdoğu felsefesinin en çok bilinen kuramlarından biri olan Yin Yang teoreminin temeli olan bu kitabın öyküsü ilginç. Umarım amaçladığı farklılığı kısa zamanda yakalar renklidefter.

Etiketler: , ,

Evrensel Doğrular Gelip Bizi Tırmalar

Yüzyılların süzgecinden geçip günümüze kadar ulaşan, 'evrensel' doğrular gündelik hayatımızı, düşüncelerimizi alternatifsiz biçimde sıkıştırıyor. Bizi belli kalıplara hapsediyor, düşüncenin ince çatlaklarını saçma sapan bir harçla kapatıp, araya özgün fikir kırıntılarının girmesini engelliyor.
Geçen cuma Sabah'tan Mehmet Tez şu anda İngiltere'de Irkçılık suçlamasıyla karşı karşıya kalan Emre BELEZOĞLU üzerinden nefis bir yazı yazdı. Müthiş bir yazı...İşte alıntılar:
'' Emre Belözoğlu ırkçı mı, değil mi? Küfür etti mi, etmedi mi? Bunu kesin olarak kimse bilmiyor. Kesin olan şu: Siyaseten doğruluk faşizmi, toplumları giderek daha fazla tehdit ediyorAyrımcılığın ve sabit fikirliliğin her türü toplum için tehlikedir. Hemfikirsek devam edelim. Dünya yüzyıllar boyu yaptıklarının bedelini şimdi koyduğu kesin ahlaki ve hukuki kurallarla yeni kuşaklara, yani bize ödetmeye çalışıyor. Bizi bu defa da pozitif ayrımcılığa sürükleyerek... "Kızılderilileri öldürdük. Şimdi onları koruyalım, korumazsanız kafanızı kırarız." Ya da "Zencileri sattık, ezdik, öldürdük, çalıştırdık, yüzyıllarca hayvan gibi davrandık. Şimdi onlara Afrikalı-Amerikalı diyeceksiniz. Demezseniz hapse girebilirsiniz."
Kardeşim yapmasaydınız o zaman bizim kabahatimiz ne 2007'de, diyebilirsiniz. Ama hesap soramıyoruz ki? Bugün siyahi bir Amerikalı, beyaz patronu tarafından işten çıkarıldığında konuyu ırkçılık bağlamında ele alabiliyor. Ama işini gerçekten kötü yapıp yapmadığı ihtimali pek az akla geliyor. Yüzyılların intikamı alınıyor çünkü: "Haksız bile olsam, tarihsel nedenlerden haklıyım." Hitler üzerine çekilen yüzlerce aşağılayıcı film var. Deli, sapık, katil olduğunu öğrendik. Bu defa Hitler'i tam bir salak ve zavallı gibi gösteren yenisi çıktı. "Hayır, Hitler öyle değildi,'' deseniz, kafadan antisemit ya da ırkçısınız. Sevdiğim dizilerden Curb Your Enthusiasm'ın bir bölümünde kendisi de Yahudi olan Larry David, ıslıkla Wagner çaldığı için başka bir Yahudi tarafından neredeyse tartaklanıyordu. Hitler'in en sevdiği parçalardan biriymiş bu, bir Yahudi bunu nasıl çalarmış? Yani bu tür ayrımcılık bir Yahudi'ye, başka bir Yahudi'nin, sırf ıslıkla Wagner çaldığı için Hitler sempatizanı olduğu duygusunu yaratabilir.''
''...Evet, kadınlar hak ve özgürlüklerde de medeni hayatta da eşit olmalı erkeklerle. Ama yine de Meclis'te erkek sayısı az, kadın milletvekili sayısı artsın demek ne kadar doğru? Sırf kadın diye kötü bir bakanı cumhurbaşkanı diye öneren lider var. Yani tek özelliği pembe nüfus kâğıdı olanlar Meclis'te çoğunluğa geçtiğinde ülkemiz daha mı yaşanılır bir yer olacak? Ayrıca maganda erkek kadar maganda kadın da bol ülkemizde... Artık sadede geleyim. Benim anlattığım durumu siz gay, Kürt, laik, İslamcı istediğiniz kimliğe uyarlayın. Böyle yaptığımızda hiçbirimizin ne düşündüğünün, ne demek istediğimizin önemi kalmıyor. Her lafınızı açıklamak zorunda kalmanız da cabası. Daha önemlisi gerçeklerin önemi kalmıyor. Ben hortumlayayım, sonra laik olduğumu söyleyip mağdur rolü oynayayım. Ya da okulda berbat notlar alayım ama türbanlı olduğum için ayrıcalık isteyeyim. Çalıp çırpayım ama Kürt olduğum için mağdur oldum diyeyim. Emre Belözoğlu, siyahi bir futbolcuya küfür ettiği için şimdi kariyeri bitebilir. Yani ırkçılık karşıtlığı, toplum için ırkçılık kadar büyük bir tehlikeye dönüşebilir. İnsanlar hak etmedikleri derecede tecrit, mağdur ve kurban olabilir.

Etiketler: , , , ,

Okuduğum En iyi İstanbul Trafiği Yazısı

Tam da çılgına dönen İstanbul trafiği ile ilgili bir yazı yazmayı kafaya koymuşken Sabah'tan umur TALU bugün süper bir yazı yazmış. Hangi kelimeleri kullansam derdimi bu kadar iyi anlatacağım için yazıyı olduğu gibi alıyorum.


Kamu hezimeti!Kurban olam amirime, şahinime. Artık nerede nasıl bir kusur işlemiş, ya kağıdı görmemiş yahut (geçmiş zaman) unutmuşsak; "Trafik cezası" tam iki yıl sonra kapıyı çaldı.Boynumuz kıldan ince. 41 YTL 20 YKRŞ'yi hemen ödeyeceğim.Çünküm bilirim ki, işte bu adalettir; parmağımızı kesen şeriattır.

Amirim, şahinim, devletim böyledir işte. Semti belirtmeyeyim, şahsi olmasın; üstlerine alınmasınlar, kıl kıpırdatmasınlar.Şöyle bir yer tahayyül edin: Onca gökdelenin (ona da geleceğim!) arabası, servisi oraya boca ediliyor.Tam bir dört yol ağzıdır ama kavşak filan değil.Çünkü çarşıdır aslında.Ve bu çarşının üç bir yanını, birbirinden müstesna, mutena, mis kokulu kebapçı ile onların "vale" diyorlar ya, birbirinden alinazik parkçıları işgal etmiş, iki şeritlik sokakların birer şeridi onların cebine armağan edilmiştir.Afiyet olsun amirim; kebabı yiyen bağını sormaz.Ne cezası olur, ne hesabı.Çünkü burası dağ başı.

Şöyle bir yer tahayyül edin: Belediyeler kaldırımlar, sakat arabaları, çocuk arabaları, küçük çocuk bisikletleri, yaşlılar filan da geçebilsin diye özel geçiş kanalları yapmışlardır.Ellerine sağlık.Ama aynı belediyeler ile trafiğim, amirim, şahinim ve tüm vatandaşlar, oraları "park yeri" haline getirir. Getirene göz yumar.Bir kentin soyulmasıdır bu. Yüzsüzlerin kenti ele geçirmesi ve yüzünüze tükürmesidir.

Şöyle bir yer tahayyül edin: En büyük şehirdir, o şehirde "gelişen iş merkezi"dir, gökdelenler, plazalardır; sahipleridir ve acayip vicdanlarıdır.Devasa binalarda binlerce insan çalıştırılır. Ve maalesef özgürlük yanılsaması içindeki modern köleler, istiflenerek servislere doldurulur, dizi seyredip uyutulmak üzere evlerine elden teslim edilir, sabahları da işe bir dakika geç kalmasınlar diye itinayla paketlenip binalara koşturulur.Maaş yerine, servis verilir; mutlu olsunlar diye.Olsun. Yapılsın. Toplu bir ulaşımdır yani.Ama milyonlarca dolara plazasını dikip kat be kat rant, kar, faiz, gelir, artı değer, temettü, artık her ne ise sağlayan çok medeni, çok tüsiad müsiad, dini, ahlakı, laikliği bütün patronlar, o servis araçlarını, bilmem ne turları ana arterlere, yol ağızlarına, köprü altlarına, kendi halinde sokaklara, mahallelere, bulabildikleri her yola, her alana, her kaldırıma, kaldırım üstüne şerit şerit yığarlar. Ahlaksız, insafsız, hödük ve küstah bir kapitalizmdir! Bazen mütevazı, bazen markalı pırıl pırıl giysileriyle ofislere doldurulan arkadaşlar, bunu bir "hizmet" zanneder elbette.Ama bu "hezimet" tir. Hakiki kamunun, bizzat kendilerinin de, emeklerinin, insanlıklarının, kentlerinin, yollarının, vergilerinin gaspıdır.Hepimizi sürüngenleştiren bir üstümüzden geçme halidir.Binlerce yıllık kadim şehri kuranlar, imar edenler, fethedenler, kurtaranlar sanki bu arsızlık cemaatine "kurbandır".

Mesele keşke "İstanbul'da plaka sınırlaması" olsaydı.Keşke, en yakın destekçileri arasında kenti gasp eden servisçiler de bulunan başbakanların aklına kurban olsaydık.Ama mesele, "arsızlık, vicdansızlık, acımasızlık, yüzsüzlük, küstahlık sınırlaması" dır.Mesela; medyalarında sözde trafik yakınmasında bulunan ama başka şirketleriyle araç pazarlayan ve bankalarının, plazalarının servis araçlarını hepimize ait yollara hiç utanmadan yığanların ve onlara göz yumanların cüretinin sınırlanmasıdır.TÜSİAD, üyelerinin kente tecavüzüyle ilgilensin hele. O cüreti sınırlayamıyorsanız; başbakan, bakan, vali, belediye başkanı, emniyet müdürü, trafik amiri olup konuşmayın. Korkmayın; ben cezamı öderim!

Etiketler: , , ,

Kafanızı Boş Ayrıntılarla Doldurmayın

Hafıza eksikliğinden şikayet edenlere bakış açımız, acımayla karışık ne kadar az şeyi hatırladıklarından ötürü şaşkınlıktan öteye geçmemiştir. Yapılan son araştırmalar ise bu sabit fikrimizi sarsacak gibi gözüküyor. NTVMSNBC'de yayınlaman bir araştırma hafıza zayıflığına yeni bir bakış açısı ve çözüm önerisi sunuyor:

'' Çok az hatırlamanın dışında, belki de sorun çok fazla şey hatırlamanızdır. Özellikle işinize yaramayacak birçok bilgiyi hatırlamak, beyninizde kalabalık ediyor olabilir. İyi bir beyin için gereken en önemli nokta, seçici olmaktır. Gerçekten ilgili noktaları alıkoyup, geri kalanları beyninizden atmaktır. Beyninizi yeniden başlatmanın yolu tam olarak bilinmese de, bir denemekte fayda var!

Kısa süreli görsel hafızadan bahsedersek, mesela su içtiğiniz bardağı nereye koyduğunuz, geçtiğiniz sokağın tabelası gibi görsel noktaları beynimiz sıralamaya koyar. Ve her gelen bir diğerini aşağı iterek, son 3 veya 4 görsel noktayı alıkoyar. Bu yüzden, önemsiz ayrıntıların etkili bir biçimde yapılacak olan temizlik, iyi hafıza ve kötü hafızaya sahip insanları ayıran faktörlerdendir. Yani işin aslı, aslında kötü hafızalı ve unutkan dediğimiz insanlar, iyi dediklerimize oranla, beyinlerinde daha fazla ayrıntı depoluyorlar.

Sadece ilgilendikleri ve işlerine yarayacak olanlar altlarda, basit ve önemsiz her tür bilgi önde kalıyor. Gerçekten sonradan hatırlamak istediğiniz bir bilgi olduğunuda, konuya odaklanın, dikkatinizi toplayın, ve alt sıralara inmemesi için yoğunlaşın.''

Eskilerin Gözde Tatil Mekanı: MALATYA

İşte Malatya Gerçeği...Eskilerin bir Antalya'sı, bir Caymen Adalarıymış zamanında da şimdi biz kıymetini bilmiyoruz.

İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği’nden Doç. Dr. Mehmet Önal ve Eğitim Fakültesi Türkçe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Kavruk, Akçadağ ve Hekimhan ilçeleri kırsalında yaptıkları araştırmada, ‘Rudist’ adlı bir deniz canlısının fosilini günışığına çıkardıklarını söyledi. Bu fosille Malatya’nın geçmişte bir deniz olduğu tezi de kanıtlanmış oldu.

Fosilin neslinin 70 milyon yıl önce tükendiği varsayılıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi ekipleri fosile Malatya’nın Akçadağ ve Hekimhan ilçeleri kırsalında rastladı. Prof. Dr. Kavruk, Malatya kırsalında bulunan söz konusu fosilin Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul Üniversitesi’nin kuruluşunda önemli miktarda para ödenerek satın alınan 78 milyon yaşındaki ‘Rudist’ fosilinin aynısı olduğu ifade etti.

MALATYA 18 MİLYON YIL ÖNCE DENİZDİ

Doç. Dr. Önal’a göre, Malatya ‘Rudist’ fosili bakımından doğal bir müze. Doç. Dr. Önal, Rudist canlısına ait fosillere dünya üzerinde ender rastlandığını belirtiyor. Malatya’nın en son 18 milyon yıl öncesinde deniz olduğunu belirten Doç. Dr. Önal, bölgede 400 milyon yıllık deniz canlılarına rastlanabildiğini iddia etti.

Doç. Dr. Önal, bu yılın Temmuz ayında fosille ilgili uluslararası bir sempozyum düzenleyeceklerini belirtiyor. İnönü Üniversitesi uzmanları, sempozyum sayesinde Malatya’nın fosil zenginliğinin diğer ülkelerdeki bilim insanlarıyla paylaşmayı umuyor.

BEYNİMİZDEKİ KIYAMET

Çok merak ettiğimiz filme sonunda gittik ama açıkçası fragmanından etkilendiğimiz kadar etkilenmedik filmden. Fragmanına bakarak çok gerileceğiniz, sizi sarsacak bir film bekliyorsunuz ama film öyle değil ne yazık ki …Bilge karakterinin etrafında donuyor film, diğer karakterler için yan oyuncu demek bile zor çünkü replikleri yok denecek kadar az .. Sonuna sürpriz diyebiliriz belki ama bazılarımız en basında anlıyor nasıl biteceğini..

En etkilendiğim bölümü henüz yasayan insanların adlarına kazılmış mezarlarla karşılaşmaları.. Filmin sonundaki enkaz sahnesi tam bir set görüntüsünde ve her nasılsa tüm yardım kurtarma hadiseleri tek binanın önünde yoğunlaşmış … Siz benim olumsuz eleştirilerime bakmayın ve filmi mutlaka izleyin, insanın yasayacaklarını gösteriyor aslında acımasızca …

2006 Yılının En Ses Getiren Bilimsel Araştırmaları

EN ESKİ İNSANSI İSKELETİ
Bilim insanları, 3.3 milyon yıllık bilinen en eski insansı canlının tepeden tırnağa iskeletini gün ışığına çıkardı. Etiyopya’nın Dikika bölgesinde keşfedilen iskelet, evrim tarihinde maymundan insana geçiş türlerine en güzel örneklerden biri. Bilim insanları, bu iskeletin sahibinin dik yürüdüğünü düşünüyor, buna ek olarak da ataları gibi ağaçtan ağaca zıpladığı da tahmin ediliyor. Araştırmacılar bu canlıya Selam adını verdi.

Selam’ın vücudunun alt kısmının insanı, üst kısmının ise daha çok maymunu andırıyor. Özellikle ayaklar ve dizleri dik yürüyüşe uygun olan Selam’ın kalçası insan omuzları da gorillalara benziyor. Selam’ın boyun, iç kulak, ağız yapısı maymuna benzerken, ağaca tırmanmak için kullandığı parmakları insana göre daha kıvrımlı. Ancak Selam’ın kafatasında beyin için görece büyük bir boşluk bulunması, insansı bir özellik olarak kabul ediliyor.

GENETİK ARAŞTIRMALAR
Genetik araştırmalar artık sürekli gündemin başına oturacak gibi gözüküyor. Gelecek yıllarda bilim insanları hastalıkların çözümü ve insanın doğasını araştırmak için genetik araştırmalara daha fazla öne verecek.
‘Hayatın kitabı’nın şifresi çözüldü
Bilim insanları 1990’lı yıllardan bu yana yürüttükleri çalışmada, 3.141 geni barındıran ve kanser gibi 350 hastalığın nedeni sayılan Kromozom 1’in şifresini çözdü. İnsanın genetik şifresinde yüzde 8’ni oluşturan Kromozom 1’in genetik şifresinin çözülmesiyle elde edilen bilgiler, dünyadaki bilim insanları tarafından kanser, otizm, zihinsel ve diğer hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılacak.

İnsanı düşündüren gen Har1F
Bilim insanları, insan beyninin maymundan daha gelişmiş olmasını sağlayan soyut düşünceye olanak veren HAR1F adlı bir gen saptadı. İnsan beyni kendisine en çok benzeyen primatların üç katından daha büyük. Bilim insanları, HAR1F geninin birkaç milyon yıldır tüm hayvanlarda hiçbir değişime uğramazken, sadece insanda soyut düşünceyi sağlamasının nedenlerini araştırıyor.

İnsanı ‘konuşturan’ gen: MGC8902

İnsanı hayvanlardan ayıran bir diğer özellik de konuşma yetisi. Araştırmacılar, insanlarda, hayvanlara göre çok yüksek oranda bulunan bir genin, lisan ve özfarkındalık gibi zihinsel fonksiyonları oluşturduğunu tahmin ediyor. MGC8902 adlı genin, beynin lisan, bilinç, farkındalık gibi işlevlerinden sorumlu neokorteks bölgesinin ana yapıtaşı olduğu tahmin ediliyor.

Otizm nedeni yeni bir gen bulundu
Paris’teki Pastör Enstitüsü uzmanları, sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan SHANK3 adlı bir genin otizme neden olabileceğini gösterdi. Kanadalı araştırmacılar, birinci tip şeker hastalığının kaynağını bularak farelerde bu hastalığı iyileştirmeyi başardı.

530 milyon yıllık gen yeniden yaratıldı
Bilim insanları denek fareleriyle yapılan bir araştırmada 530 milyon yıllık bir geni, bu genin türevi iki ayrı geni kullanarak laboratuvarda yeniden oluşturdu. Araştırmacılar, mevcut genlerdeki mutasyonlardan geriye doğru giderek, yeni bir farenin solunum ve yüz kaslarını düzenleyen Hox1 orijinal geniyle doğmasını sağladı.

KÖK HÜCRE ARAŞTIRMALARI
Bilim insanları, hücre bölünmesi kendiliğinden durmuş insan embriyonundan kök hücre elde ettiklerini açıkladı. Bilim dünyasında, insan embriyonlarını öldürdüğü için kök hücrenin etik olmadığı tartışmalarına belki de bir son verebilecek olan bu gelişmenin, embriyondan kök hücre elde edilmesinde yeni bir çığır açabileceği belirtiliyor.

Bilim insanları kök hücre dışında bazı özel hücre tipleriyle de klonlama yapılabileceğini varsayıyor. 2006 yılı içinde kök hücre kullanmadan sadece akyuvar hücresinden klonlama yapmayı başarıldı. Başka bir araştırmada da özel bir sinir hücresi tipinin, beyindeki diğer sinir hücrelerinin yerini alabileceği kanıtlandı. Hasarlı beyin dokularını onaracak tedaviler geliştirilmesi için yeni tekniğin, insanlar üzerinde denenmesi gerekiyor.

GÖRME ENGELİ BİRGÜN AŞILACAK
2006’da görme engeli konusunda önemli gelişmeler yaşandı, bilim insanları bir yandan görme yeteneğinin güçlendirilmesi için uğraşırken, bir yandan da görme engelliler için yardımcı cihazlar geliştiriyor.
Kök hücreden retina nakli başarıldı
Görme özürlü farelerde yapılan bir deneyde, retina hücresi nakli sayesinde görme sinirleri aktif hale geldi. Denek farelerinin ışığa karşı duyarlılığının arttığı ve optik sinirlerin beyinle iletişime girdiği belirlendi.
Retinayı uyaran mekanizma
Bilim insanları, retina bozukluğuna karşı ışığa duyarlı retina bölümündeki hücreleri uyaran bir yöntem geliştirdi. Biyonik göz olarak tanımlanan mekanizmada, göz yüzeyine dış etkenlerle uyarılan mikroelektrotlar yerleştiriliyor, veriler bilgisayar aracılığıyla deneğe takılan bu mikroelektrotlara aktarıyor. Mikroelektrotlar, optik sinirlere bilgiyi ileten retina tabakasını uyarıyor.

Görme özürlüler alnıyla görecek
Görme özürlü kişiler için geliştirilen şapka benzeri bir cihaz, alındaki görme sinirlerini uyararak, bakılan nesneleri görselleştirmeye yardım ediyor. Japon uzmanların geliştirdiği ve deneme aşamasındaki görüş şapkası, nesneleri siyah-beyaz görmeye yarıyor.

SOYUT DEĞERLERİN BEYİNDEKİ YERİ
Beynin soyut kavramlarıyla ilgili yeni araştırmalar tanrı ve adalet duygularının varlığını sorguluyor.
Tanrı inancı, aşk ve anaçlıkla ilişkili
Bilim insanları tanrı inancı söz konusu olduğunda, beyinde en faal bölümün ise romantizm ve anaçlıktan sorumlu kaudat nükleus olduğunu gösterdi. Beyinde tanrı inancına özgü bir bölümden ziyade, beynin farklı bölümlerinin eşzamanlı devreye girmesinden kaynaklandığı ortaya çıktı. Bu teze göre, insanın kendinden aşkın bir güce kavuşma dürtüsü için özel bir bölüm yok.
Adalet beyinde başlıyor
Araştırmacılar beyinde, adalet ve hakkaniyet duygusunu yöneten bir odanın insanın kişisel çıkar dürtüsünü bastırdığını belirledi. İnsanların, adalet ve hakkaniyet duygusuna sahip tek hayvan türü olduğu varsayılıyor. Evrim biyolojisi çerçevesinde, adalet ve hakkaniyet duygularının, kişiye üreme veya hayatta kalma gibi salt biyolojik manada direkt bir çıkar sağlamamasına karşın, insanda bu dürtülerin var olduğunu vurgulanıyor.

HAYVAN VE İNSAN HÜCRELERİ DENEYLERDE BİR ARADA
Bilim insanları hayvanlar üzerinde de genetik araştırmalar yapıyor, hayvanlara alınan sonuçlar insanlarla ilgili gelişmelere örnek teşkil edecek. Deneylerde insan hücrelerinin hayvanlara verilmesi giderek daha çok tartışılıyor. Uzmanlar, Parkinson hastası maymunların beynine insan hücreleri enjekte ediyor. Maymunlarda gözlemlenen değişimlerden, insanlar için bir ilacın yapımında yararlanılacak. ABD’de bir araştırmada, insan embriyonları tavşan yumurtalarına yerleştirildi, Çin’de de özel bir araştırma kliniğinde keçilerin organlarına insandan alınan kan hücreleri verildi.

İngiliz uzmanlar ise, insan DNA’sı ve inek yumurtalarını birleştirerek melez embriyon yaratmak için İngiliz hükümetinden izin aldı. İnsan ve hayvan melezi olacak embriyonlar, kök hücre çalışmalarında değerlendirilecek. Bu embriyonların fazla gelişmemesi için 1 hafta içinde imha edilecekler. Ortaya çıkacak olan embriyon yüzde 99.9 insan olacak, yani bilimsel olarak ‘yarı hayvan yarı insan’ olacak.

HAYVAN KLONLAMA
Hayvan klonlamayla ilgili bir haber komşu İran’dan geldi. İran’da bilim insanları iki kez koyun klonladı. İlk koyun doğumdan 5 dakika sonra solunum problemi nedeniyle ölürken, ikinci denemedeki koyun hayatta kalmayı başardı. Ülkeyi yöneten Şii dini liderler hayvanlarla yapılan klonlama deneylerinin ‘caiz’ olduğunu açıklarken, insanlar üzerinde yapılan deneylere ise karşı çıkıyor. Güney Kore’nin en büyük üniversitelerinden Seul Ulusal Üniversitesi uzmanları, dişi köpeği klonlamayı başardı.
Dünyanın ilk klon kedisi anne oldu
ABD’de ise 2001 yılında klonlama yoluyla dünyaya gelen bir kedi, doğal bir erkek kediden üç yavru doğurdu.

NÜKLEER FÜZYON

İnsanoğlunun yüzyıllık hayali, tükenmez enerji üretme yolunda en büyük adım Uluslararası Termo-Nükleer Füzyon Projesi, Paris’ta yapılan bir törenle imzalandı. Avrupa Birliği, ABD, Rusya, Japonya, Çin, Güney Kore ve Hindistan’ın katılımıyla yaşama geçirilecek olan nükleer füzyon projesi, ilk nükleer füzyonu 2040’ta yapacak. Nükleer füzyon, 1 litre deniz suyundan 1 litre petrole eşdeğer enerji üretibilecek.
Çin, füzyon deneyi gerçekleştirdi
Öte yandan Çinli araştırmacılar, ülkenin ilk füzyon deneyinde plazma üretmeyi başardıklarını açıkladı.


NEANDERTALLER

Antropologlar insanın atasıyla akrabalığı olduğu bilinen Neandertallerin genetik haritasını çıkarıyor. Bilim insanları, 38.000 yıllık bir Neandertal’in DNA’larını tek bir kemik üzerinden yeniden yapılandırdı. Araştırmada insan ile Neandertal DNA’sı arasında yüzde 99.9’a varan benzerlik bulundu. Neandertal iskeletleri üzerinde yaptığı araştırmada, insanın atalarıyla Neandertaller’in çiftleştiklerini ortaya çıkardı. Teoriye göre, bugünkü Avrupa halklarında Neandertal atalarından genetik kalıntılar olabilir.